26 Kasım 2009 Perşembe

JoyGame ve Son Destan

Merhaba arkadaşlar, ben bir joygame oyuncusuyum yani WolfTeam oyununu oynuyorum ayrıca JoyGame forumlarında vakit geçiriyorum ve yarın (27 Kasım 2009) betası yayınlanacak olan Son Destan oyununun da takipçisiyim. Size anlatmak istedim çünkü sevdim. Özellikle oyun moderatörleri ve adminleri ile yakın temasta olmanız çok güzel bir şey. Ayrıca Son Destan oyununu da kendimiz tasarlıyoruz. Joygame bizim fikirlerimize her zaman açık ve saçmada olsa sizi kırmadan bunun olmayacağını anlatıyor. Ayrıca yapılabilecek bir şey olmasa da yapmaya çalışıyorlar. Bunun hakkını da alacağını düşünüyorum. Grafikleri çok güzel olmasa da Son Destan yani avrupa versiyonu olan Karos Online güzele benziyor özellikle zıplamalı hoplamalı ve heyecan dolu bir oyuna bezniyor. Labirentlerde sıkışıp kalmak kapıların birden kapanması sağdan soldan duvarların gelmesi yukardan tavanın çökmesi vs vs. Ben Joygameden reklam için para filan almadım ama reklamını yapmaktan da çok memnunum açıkçası ve Joygame'in Türkiye'de iyi bir yer edineceğinden eminim. Lütfen bir girip bakın... VE BURDAN JOYGAME'E TEBRİKLER... http://www.joygame.com/tr/ ve http://www.joygame.com/tr/son-destan-online-oyunu/ üye olun memnun kalacağınızdan eminim ve oyunu geliştirmek için sizinde fikirleriniz gerekebilir... Hadi gelin beraber SON DESTANI YAZALIM!!

7 Kasım 2009 Cumartesi

Prototype

İnsanlığı kurtarmak mı yoksa kendini kurtarmak mı? Eğer bir kardeşiniz varsa seçiminiz insanlığı kurtarmak olurdu değil mi?

Gentek adlı şirket yaptığı deneyler sonucu insan genlerinde büyük hatalara sebep olur. Karakterimiz Alex Mercer gibi birkaç kişi bu deneylerden nasibini almıştır. Alex Mercer mutasyona uğrar ve insanüstü yeteneklere sahip olur, bazı denekler çok daha tehlikeli bir hale gelir ve tüm insanlığa bozulmuş genlerini bulaştırmaya başlarlar. Bizim görevimiz ise Alex Mercer’a geçmişte yaşananlar hakkında bilgi edinmesi için yardım etmek, bu yolda oldukça zorlu engeller bizi bekliyor. New York’u ve tüm insanlığı kurtarmak belki de bizim elimizde.

Muhteşem bir giriş videosunun sizi beklediğini söylemem gerek, ben de girişi biraz gaz verici yapmaya çalıştım ama pek beceremedim, siz videoyu izler oyuna hazırlarsınız kendinizi. Bu video sayesinde karakterimizin yapabildiği hareketleri ve kabiliyetlerini görebiliyoruz. İlk olarak senaryo hakkında bilgimiz yok, oyunda ilerledikçe ve görevleri tamamladıkça bilgiler ediniyoruz. Zaten Alex geçmişe dair pek bir şey hatırlamadığı için bizim de bilgilerimiz kısıtlı oluyor. Yapımın kurgusu sizi içine çekiyor, ara filmlerin de özenle hazırlanması, oyun hakkındaki merakınızı ve heyecanınızı katlıyor.

Spiderman 3'e çok benzeyen bu oyun Spiderman'den çok daha eğlenceli ve oynanması gereken oyunlardan birisi.

Spider-Man 3

Örümcek adam her Spiderman severin bildiği gibi üzerinde deney yapılan bir örümceğin Peter Parker adlı öğrenciyi ısırmasıyla başlar. Güçlerini zamanla fark eden Parker bunları kullanmaya başlar, hikaye budur. Ancak filmindende bildiğimiz gibi 3. seride Örümcek Adamımız karalara bürünüyor ve Siyah Örümcek Adam halini alıyor. Bu siyah madde Parker'in motoruna bulaşıyor ve evine kadar geliyor. Ardından Parker'in vücudunu sararak onu bu hale sokuyor. Peki siyah olmanın ne farkı var zaten kırmızı sıkmıştı değişiklik iyi oldu diyebilirsiniz ancak, siyah olmanında dezavantajları var. Örneğin; Sese karşı duyarlı, tiz bir ses geldiğinde aşırı derecede rahatsızlık veriyor. Ayrıca kontrol tam olarak Parker'da olmuyor. Yani bir yandan da elbise Parker'i kontrol ediyor. Neyse gelelim oyunumuza; Oyunda hem Fotoğrafçılık yapıyorsunuz hemde Örümcek Adam oluyorsunuz. Daily Buggle'den aldığınız fotoğrafçılık görevleri gayet basit ve çabuk bitecek şekilde. Örneğin ilk göreviniz Kertenkele Adamın fotoğrafını çekmek oluyor. Peki ya Örümcek Adam görevleriniz? Onlar tabii ki biraz daha zor üstelik 1. ve 2. seride olmayan bir zorluk daha var. Bombalarda 1,2,3,4 sayılarını kullanarak onları imha ediyoruz. Oyunu oynadıkça ne dediğimi anlayacaksınız. Evet şimdi diğer zor olansa Space(Boşluk Tuşu)+Mouse3(Farenin Ortadaki Tuşu) kombinasyonlarını kullanmamız gerekebiliyor. Yangından kaçarken, bir canavardan kaçarken veya birini kurtarmamız gerektiğinde ekranın ortasında çıkan tuşlara basmamız gerekiyor bu da oyunun zorluklarından birisi. Oyunda çeşitli kombolar var tabi ve çözmeniz gereken hareketler bunları çözdükçe gerçekten oyun süper bir hal alıyor. Adamları sokak lambalarına asma, havada top gibi döndürme ve kafasını bacağın arasına alıp yere çakma gibi çok şık hareketler mevcut. Oyun Manhattan'da geçiyor. Yani bence oynanması gereken bir oyun değil ancak eğlenmek için yada Örümcek Adam hayranıysanız almanız da bir sakınca yok sıkılmadan oynayabilirsiniz. İyi Oyunlar..

4 Kasım 2009 Çarşamba

Mission: Deep Sea (iPhone)

"Biz de varız"

Yıllardır çevremizi kirletiyor, doğal hayatı etkiliyoruz. Küresel ısınma da her geçen gün etkisini artırıyor. Bunun sonucunda da birçok tür tükenmiş durumda, birçoğu da tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Ülkemizde de bu türlerden bir bölümü bulunmakta. Belki de bu türlerden en önemlisi Caretta Caretta kaplumbağaları. Dünyada birçok yerde özel önlemlerle korunan türler arasında bulunan Caretta Caretta'lar, bu sefer bir iPhone oyununa konu oluyor. Ayrıca bu oyunun bizi gururlandıran kısmı ise tamamen Türk yapımı ve Türk sermayesi kullanılarak yapılmış olması.

Bilindiği gibi askeri amaçlarla hayvanların kullanılması, insanlık tarihi kadar eskidir. Haber taşıyan güvercinler bunun en güzel örneğidir. Zırhlı gergedanlar, katil yunuslar gibi uç örnekler de bulunuyor. Yakın zamanlarda da CIA'in insanlar ve hayvanlar üzerinde beyine bağlanan elektrotlarla çeşitli deneyler yaptığı bilinmekte. Bu deneylerde hayvanlar üzerinde çeşitli radyo dalgaları kullanılarak onlara komutlar verilmeye çalışılmış, ancak pek başarılı olunamamış (Red Alert'teki yunusları hatırlayın).

Eşsiz kaplumbağalar

Oyunumuz Mission: Deep Sea, bu konuyu ele alıyor ve bir Caretta Caretta'yı yönetmemize izin veriyor. 2015 yılında “Snapstronics” isimli bir şirket, “n-chip” adında bir çip üretiyor ve bununla birlikte hayvanların hareketlerini kontrol etmek mümkün oluyor. İlerleyen sürede klonlama yöntemi ile türünün devamı garantiye alınan kaplumbağalara bu çipler takılarak insan-kaplumbağa takımları oluşturuluyor. Bu şekilde çeşitli keşif ve kurtarma görevleri için bu takımlar kullanılmaya başlanıyor.

Oyun bizi güzel bir menü tasarımıyla karşılıyor. Yapıma ilk attıktan sonra kaplumbağamızı nasıl kontrol edeceğimizle ilgili kısa bir anlatım ekranı geliyor. İlk bölüm olan Mission: Deep Sea'de, kaplumbağa Buddy ile tanışıyor ve yüzmeyi öğreniyoruz. Gelen görevlerle Buddy ile daha da haşir neşir oluyoruz. Devam eden görevlerle hikâyeyi anlamaya başlıyoruz ve heyecanlı bir maceraya atılıyoruz. Bir süre sonra kendimizi bir antik şehri araştırırken buluyoruz. İlerledikçe gizli bir sualtı üssündeki görevlerle karşılaşıyoruz. Oyun, bölüm bölüm yayınlanacağı için ilk etapta az level var. Fakat bu yüzden yapım kısa sürede elden bırakılacak gibi değil. Görevleri bitirmek için zamana karşı yarışıp buna göre puan alabilir ve bu puanlarla dünyadaki diğer oyuncularla yarışabiliyoruz.

Derinlerden gelen huzur

Grafik ve sesler tatmin edici düzeyde. Gerçek bir sualtı atmosferini hissedebiliyoruz. Oyunun kontrolleri ise bütün oyuncu kitlesi için basit tutulmuş. Zaten bir iPhone oyunu olduğu için kontroller çok kolay. Multitouch teknolojisini sonuna kadar kullanıyoruz. iPhone’u yatay konumda tutup başparmaklarımızla ekranın iki yanını aynen yüzer gibi kenara çekersek ileri gidebiliyor, sadece sağa ve sadece sola çekersek ise sağa ve sola dönmek mümkün oluyor. iPhone'u sağa sola yatırarak da kaplumbağamızı sağa ve sola doğru yatırabiliyoruz. Yukarı ve aşağı gitmek içinse, başparmaklarımızı aşağı ve yukarıya aynı anda hareket ettiriyoruz.

Oyunun en güzel yanı olarak, insanlarda bir farkındalık yaratmasını gösterebiliriz. Maceraya atıldığımız Caretta Caretta Buddy ile kurduğumuz bağ ve yaptığımız görevler, bizi çevreyi korumaya teşvik ediyor. Özellikle çocuklar için bu farkındalığı yaratmak çok önemli ve oyun bunu tam anlamıyla başarıyor. Ayrıca Mission: Deep Sea, satışından elde edilecek gelirin bir kısmını Türkiye ve diğer ülkelerdeki Caretta Caretta koruma ve yaşatma derneklerine bağışlayacak. iPhone'unuz varsa bu güzel ve iyi bir amaç güden oyunu kaçırmayın derim. Oyunun tamamen yerli bir yapım olduğunu da tekrardan hatırlatalım.

Merlinin Kazanı

2 Kasım 2009 Pazartesi

Wolf Team Çoklu Oyuncu(Multi Player)

Wolf Team Online oynanan bir oyundur. Silahlı bir oyun olmasının yanında kurtada dönüşülebilir. Merminiz bittiğinde kurt olabilirsiniz, merminiz bitmesede kurt olabilirsiniz ama pek önermiyorum. Neden mi? Çünkü kurtlar sadece yakın saldırı yapabiliyor yani dibinize kadar girmeleri gerekiyor. Ancak silahla menziline göre vurulabiliyor. Silahların geliştirilebilme özelliği mevcut. Counter - Strike oynayan biri mutlaka oynamalı diye düşünüyorum. Silahlar, vuruş şekilleri, stratejiler hepsi aynı sadece grafikleri daha gelişmiş ve kurta dönüşülebiliniyor. Aynı zamanda oyunda bir rütbeniz var asker rütbeleri, Er, Erbaş, Astsubay, Kıdemli Astsubay bunlardan bazıları rütbeniz arttıkça hem hediyeler geliyor hem de bazı eşyaları almak için yüksek rütbe gerekiyor. Bu yüzden rütbe atlamak gerekiyor. Paranız ne kadar çoksa o kadar iyi, çünkü bazı silahların güçlendirilmesi çok pahalıya geliyor. Ayrıca silahları tam olarak satın alamıyorsunuz. Zamanlı olarak alınıyor. Örneğin 1 Hafta, 1 Ay , 1 Sene gibi (1 sene olmayabilir :D) benim size önerim 1 aya yakın zaman için aldığınız silahları geliştirin. Örneğin 7 gün için aldığınız bir silahı geliştiriyorsunuz. Milyonlarınız gidiyor! 7 Gün sonra hepsi yok oluyor... Tekrar silahı almak zorunda kalıyorsunuz ve tekrar yükseltmeleri yapmak zorunda kalıyorsunuz. Paranızda neredeyse boşa gitmiş kadar oluyor... Oyunun bir güzel yanı ise hafta sonları (Cumartesi, Pazar) 2x GP yani normalde bilinen EXP ve Para veriyor. Yani 2 katını. Normalde Haftaiçleri 1 oyunda 150 gp kazanıyorsanız bu 2 katına çıkıyor ve eksradan birde bonus geliyor. Gerçekten oyun çok sarıyor bence deneyin ben bir kere arkadaşımda oynadım beğenmedim ama sonra bir deneyeyim dedim ve vazgeçemedim ancak rütbeniz atladıkça sizi masalardan atanlar olacak onlarada aldırış etmezsiniz artık... Hmm... Birde unutmadan oyunun en kötü yanı da oyuncuların aynı oyuna girmek için (aynı server) bağlantı hızlarının birbirlerine yakın olması gerekiyor. Örneğin benim ki 2 Megabit ve çoğu servere giremiyorum. Onların hızları ya benden alçak yada fazla, oyunun en sevmediğim yanıysa işte bu...

Psi Ops

Az önce oynamaya başladığım bir oyunu anlatacağım.
Oyuna yeni başladım pek çok şeyi tam olarak bilmiyorum. Ancak anladığım kadarını size aktaracağım. Oyunda Psişik güçler kazanan bir askeriz. Psişik güçler dediğim, Pyrokinesis(pirokinezi) yani ateşe hükmetmek. Telekinesis(telekinezi) bu da nesneleri zihin gücüyle yerinden oynatmak. vs. vs. gibi özellikler kazanıyorsunuz. Bunları tabi ki oyun içinde kullanıyorsunuz ancak oyun sadece bundan ibaret değil ayriyeten birde silahlarınız var. Hem silah ile hemde bu Psişik güçler ile eğlenceli hale gelen bir oyun. Grafik olarak çok iyi sayılmaz ancak çok kötüde sayılmaz orta halli bir grafiğe sahip. Oynarken zevk alabileceğiniz bir oyun.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Facebook'tan geldi sanılan e-posta'ya DİKKAT

Son günlerde pek çok internet kullanıcısı Facebook'tan gelen ve site üzerinde kullandıkları şifreyi değiştirmeleri ile ilgili e-posta almaya başladılar. Fakat Facebook'tan geliyor gibi görünen bu e-posta aslında virüs içeriyor!

Bredolab Truva Atı adı verilen bu virüs, hacker'ların gönderdikleri sahte e-postanın eklentisinde bir .ZIP veya .EXE dosyası olarak geliyor. Facebook_Password_2rd17.zip veya Facebook_Password_2rd17.exe gibi bir isme sahip olan virüs dosyasının son bölümündeki "2rd17" kısmı, rastgele oluşturuluyor ve her alıcı da değişiklik gösterebiliyor.

Eğer kullanıcı dosyayı indirecek olursa, Bredolap kullanıcı bilgisayarında bir log dosyası ve isqsys32.exe adlı bir uygulama yerleştiriyor ve hem virüs hemen çalışmaya başlıyor. Saniyeler içerisinde kullanıcının bilgisayarını bir bot'a dönüştüren virüs, aynı sahte e-postayı yeni bulaştığı bilgisayar üzerinden göndermeye başlıyor.
Engin Dal - VeTeknoloji

Bu ekran arkasını gösteriyor!

İki dev üreticiden, hem de aynı anda büyük bir OLED atağı geldi: Arkayı gösteren ekranlar.

OLED ekranlar her geçen gün biraz daha yaygınlaşıyor. Üreticiler arasındaki OLED rekabeti de gittikçe kızışmaya başlıyor. Bunun doğal sonucu olarak da firmalar OLED ekranlarda farklılık yaratma peşindeler. İşte bu rekabetin ürünü; şeffaf OLED!

Şeffaf bir OLED ekran üretme fikri oldukça yenilikçi ve ilginç. Tek sorun iki elektronik devinin bu yeniliği aynı anda gerçekleştirmesi oldu. Samsung ve LG, kendi şeffaf OLED ekranlarını Japonya'da düzenlenen bir elektronik fuarında aynı anda tanıttılar. İki ürünün de teknik detayları henüz net değil ama söylentilere göre her iki cihazın da şeffaflık oranı %30.

Buna rağmen neyse ki iki firma farklı kullanım alanlarına yönelmiş durumda. LG'nin 15 inçlik şeffaf OLED ekranı özellikle halka açık ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmış durumda. Samsung'un daha küçük şeffaf OLED'inin ise ufak taşınabilir cihazlar ve özellikle de cep telefonlarında kullanılması planlanıyor.

CHIP Online

Windows XP'nin öğrettikleri!

Windows 7 nasıl Windows 7 oldu? Microsoft sustu ve kullanıcıları dinledi.

Pırıl pırıl görüntüsüne rağmen Vista XP'ye neden boyun eğdi; Win 7 nasıl doğdu? Tüm gerçekler burada.


Microsoft dünyanın geçtiğimiz 3 sene içerisinde ne kadar değiştiğine oldukça acı bir şekilde şahit oldu. Pırıl pırıl görüntüsü ve güçlü özellikleriyle Vista için büyük umutlar vardı. Ancak tüketiciler ve piyasa Microsoft ile aynı şekilde düşünmedi, donanıma yatırım yapmadı ve Windows XP kullanmaya devam etti.

Microsoft'ta çalışanlar bir sonraki işletim sistemi için çalışmaya başladıklarında, durumu iyice gözden geçirdiler. Vista ile trend belirleyememişlerdi, bu durumda tüketicilerin ne istediğini öğrenmeleri ve yolu çizemedikleri yerde müşterinin önderliğini kabul etmeleri gerekiyordu.

Özellikle pazarlama bölümü şirketin müşterileriyle toplantılar yaparak, kullanıcıların Windows XP'den sonra kullanacakları işletim sisteminden beklentilerini dinledi. Küçük, orta ya da büyük, her boyutta iş yeriyle yapılan görüşmelerden doğan sonuçlar kendisini Windows 7'de gösterdi.

Netbooklar çıktığında Microsoft ne yaptı?

Üç senelik süreçte iş yerleri, Microsoft işletim sistemi kullanmak ve güçlü teknik destekten yararlanmak; ancak ekonomik şartların getirdiği tasarruf zorunluluğu sebebiyle ellerindeki donanımı kullanmaya devam etmek istiyordu.

Microsoft iş yerleriyle bunları konuşurken, donanım üreticileri de durmuyor, benzer bir şekilde duruma uygun çözüm yöntemleri geliştirmeye çalışıyordu. Donanım üreticilerinin vardığı kanı da kendisini daha verimli, daha ekonomik sistemler olarak gösterdi. Düşük enerji tüketimi, daha iyi yazılım sürücüleriyle ve gömülü yazılımlarla az donanım gücüyle yüksek performans, hafiflik, taşınabilirlik gibi özellikler ve internet kullanımına ağırlık veren sistemler olarak ortaya netbooklar çıktı. Donanım üreticileri netbooklardan küçük karlar elde etmelerine karşılık, piyasanın kötü durumunda donanım satışlarını arttırmayı başardılar.

Microsoft bu yeni trendi gördü ve artan rekabete karşılık geçici bir çözüm olarak netbooklara çok ucuza Windows XP sundu. Ama bu Windows 7'yi hazırlayana kadar vakit kazanmak içindi. Esas olay, Windows 7'yi netbooklarda sorunsuz çalışacak bir işletim sistemi yapmaktı.

Yeni teknolojiler

Ancak tek mesele ekonomik olması değildi, yeni teknolojiler hızla gelişirken ve bilişim sektörünün geleceği şekillenirken bunların da Windows 7'de yer alması gerekiyordu. Sonuçta sadece ekonomik ve düşük sistem ihtiyaçlarına sahip bir işletim sistemi arayanların işini Windows XP de görüyordu.

Windows 7'de sunulan yeni teknolojiler ev kullanıcılarına daha iyi, modern ve geleceğe yönelik multimedya imkanları sunmanın yanında, DirectX 11 desteğiyle oyuncular için de hazırlandı. DirectX 11'in sadece oyunculara yönelik olmadığını, masaüstünü hızlandırmakta CPU'ya destek olarak GPU'yu kullanma imkanı sunduğunu ve bu özelliğin IT yöneticilerini de heyecanlandırdığını belirtelim.

Bu yeni işletim sistemini Windows XP'den ayıran bir diğer özellik iş yerlerine yönelik gelişmiş güvenlik ve erişim imkanları olacaktı. Bağımsız yazılım geliştiricilerin ürünleriyle tam uyumluluk çok önemliydi. Bazı şirketler özel amaçları için özel yazılımlar hazırlatıp kullanıyor. İşte Microsoft bunlara da uyumluluk ve özelleştirme imkanları sunarak şirketlerin ihtiyaçlarını karşıladı.

Sonuçta esas mesele Windows 7'nin başarısından ziyade, artık iş dünyasının gözlerini açıp, tüketici ihtiyaçlarına daha çok önem vermesi; konuşmaktan çok dinlemek ve trend oluşturmaya çalışmaktan ziyade olan trendleri, gidişatı takip ederek uyum sağlamak gerekiyor ve şartlar bunu herkesin farketmesini sağladı.

CHIP Online

MSN'e daha büyük bir kelebek konacak.

Windows Live ve Bing ile birlikte MSN'in kelebeği de tarih oldu; ya da sadece biz öyle sanıyoruz.


MSN bir zamanlar Microsoft'un en önemli online markasıydı. 2000 yılında ortaya çıkan kelebek logosu da oldukça güçlü ve bilinen bir marka oldu. Bunda elbette Windows XP'nin ve haliyle Internet Explorer 6'nın yaygınlığının da büyük payı vardı. Bu tarayıcıda Windows XP ve IE6 kullanan pek çok kullanıcının gördüğü ilk internet sayfası MSN olmuştu.

MSN sadece bir portal değil, arama ve reklamda da önemli rol oynuyordu. Hotmail, Messenger, alışveriş, haritalar ve haber içeriğiyle milyonlarca kullanıcı bu siteyi gezdi. İlk online hizmetlerden biri olan MSN belli bir düzeye kadar başarılı olmasına karşın Microsoft'a beklenen ölçüde bir başarı sağlayamadı. MSN Explorer internet tarayıcı da internet tarihine karıştı. Sonuçta Hotmail, Messenger ve Web 2.0'ın gerisinde kaldı. Bu hizmetler Windows Live'a taşındı ve arama, alışveriş, reklam üçlüsünü sırtlanan da Bing oldu.

Bununla birlikte MSN ölmedi ve şimdi Microsoft MSN için yeni planlar yapıyor. Markanın canlandırılacağını ve bir takım yeni projeler olduğunu bu marka yenilenmesinden anlamak mümkün. MSN kelebeği artık daha büyük olacak. Microsoft yeni logo için başvuruyu yapmış durumda. Diğer Microsoft hizmetlerinin durumuna bakarak MSN'in haberler, forumlar ve diğer hizmetler için bir portal olmaya odaklanacağı ortada.

CHIP Online

Google'de Memur Olmak Vardı..

Google boşuna dünyanın en değerli markası seçilmiyor. İşte çalışana verilen değer... Washington'daki 350 kişilik yeni Google kampusunde mesai saati, kıyafet mecburiyeti yok. 5 yıldızlı otel kalitesinde servis var.

Dünyanın marka değeri en yüksek şirketi Google dillere destan bir kampus açtı. Yapılan anketlerde yıllardır üst üste 'çalışılacak en zevkli şirket' seçilen Google, başkent Washington yakınlarındaki Kirkland'da yeni bir kampus-ofis açtı. Kampus, Los Angeles'taki ünlü Google merkezine göre daha küçük olsa da, 5 yıldızlı özellikleriyle dünyanın en iyi işyeri seçilmeye aday. 350 kişinin görev yaptığı ofiste, yemekler diyestisyenlerin gözetiminde, ünlü şefler tarafından yapılıyor. Mesai saatinin bulunmadığı iş yerinde, isteyen istediği zaman işe geliyor, istediği zaman gelmiyor. Girişinde koca bir tırmanma duvarının bulunduğu binada, ayrıca tüm aktiviteleriyle bir spor salonu, yüzme havuzu, atıştırmalık yemekler bölümü, kendi yemeklerini yapmak isteyenler için özel mutfak, bilardo ve langırt masaları da bulunuyor.

Yüksek IQ'nun yanında pratik zeka da gerekli
Dünya devi Google'da işe girmek isteyenlere pratik zeka gerektiren sorular soruluyor, işte bazıları...

l BİR otobüse kaç tane golf topu sığar?
l SEATTLE'daki bütün binaların camlarını kaça temizlersiniz?
l 'VERİTABANI' kavramını 8 yaşındaki yeğeninize 3 cümleyle anlatın.
l AKREPLE yelkovan günde kaç kere üst üste gelir?
l BİR ülkede aileler sadece erkek çocuk sahibi olmak istiyor. Kızları olursa çocuk yapmaya devam ediyorlar. Erkek olursa çocuk yapmayı bırakıyorlar. Ülkede erkeklerin kızlara oranı nedir?
l SAATİNİZE baktınız ve 15.15 olduğunu gördünüz. Yelkovan ile akrep arasındaki açı kaçtır?
l EŞİT boyda 8 topunuz var ancak bir tanesi diğerlerinden daha ağır. Bir terazi ve 2 kez tartma hakkıyla ağır olanı nasıl bulursunuz?

Son sorunun yanıtı:
SEKİZ toptan ikisini ayırarak, diğerlerini üçerli iki grup halinde tartıya koyarız. Eğer terazi dengede kalırsa, ağır olan ayırdığımız iki topun arasında demektir. Bu iki topu tartarak ağır olanı bulabiliriz. Ancak üçerli olarak tarttığımızda terazinin dengesi bozuluyorsa, bu kez terazinin yukarda kalan kefesini boşaltıp, ağır gelen taraftaki toplardan birini dışarı çıkartırız. Kalan iki topu da karşılıklı olarak tartarız. Denge bozulursa ağır olan topu bulmuş oluruz. Ancak iki top da eşit ağırlıktaysa aradığımız dışarı çıkardığımız son toptur...

Çin, en hızlı bilgisayarını geliştirdi!

Çin, Tianhe (Samanyolu) Adlı En Hızlı Bilgisayarını Geliştirdi. Petaflop Olarak Bilinen Bilgisayar, Saniyede 1 Trilyondan Fazla İşlem Hızına Sahip. Çin, Böylece ABD'nin Ardından Petaflop Bilgisayar Üreten İkinci Ülke Oldu.

123 milyon dolara mal olan bu bilgisayarın bir günde yaptığı işlemleri, çift çekirdekli normal bilgisayarlar 160 yılda yapabiliyor. Haziran ayındaki en hızlı 500 bilgisayar listesinde Tianhe dünyadaki en güçlü 4. bilgisayar olarak yer aldı.

Tianhe'nın tasarım ve üretimi için 200'den fazla mühendis 2 yıldan fazla çalıştı. Bu bilgisayarın petrol aramak için sismik data prosesinde, biomedikal araştırmalarda, uzay araçları geliştirilmesinde, uzun sureli hava ve iklim tahminlerinde, finansal data analizlerinde ve Bohai Denizi bölgesindeki kirlilik kontrolünde kullanılacağı ifade edildi. Yerel medyanın haberlerinde, Tianhe'nın 103 buzdolabı genişliğinde olduğu, kapladığı alanın yaklaşık bin metrekare, ağırlığının 155 ton ve 6 bin 144 Intel CPU ile 5 bin 120 AMD GPU'ya sahip olduğu ve kapasitesinin 1 PB olduğu kaydedildi.

Söz konusu bilgisayarın ayrıca Çin'in ulusal kütüphanesindeki tüm kitapları 4 kere hafızasına kaydedebilme ile 1,3 milyar Çinlinin çekeceği her bir yüksek çözünürlükteki fotoğrafı da yine hafızasına alma kapasitesine sahip olduğu ifade edildi.

Bu dev bilgisayar şu an Çin'in orta kesimindeki Hunan eyaletinin Changsha şehrinde saklanıyor ve bu yılın sonunda liman şehri Tianjin'da montajı yapılacak. Tianhe, 2010'da da yerli ve yabancı kullanıcıların hizmetine sunulacak.

Amerikalı bilim adamları, saniyede 1000 trilyon işlem yapabilen, dünyanın en hızlı süper bilgisayarını üretmişti. Yaklaşık 100 milyon dolara mal olan bilgisayar IBM şirketiyle Los Alamos Ulusal Laboratuarı tarafından geliştirilmişti. Bu bilgisayar ise nükleer silah çalışmaları için kullanılacak.

Sabit diskiniz ne durumda?

Ücretsiz yazılım ile sabit diskin haritası!

Sabit diskinizi hangi dosyalar dolduruyor, ne kadar boş yer var? Cevap bu bedava yazılımda.


Pek çok bilgisayar kullanıcısı için sabit diskinde ne kadar yer kaldığı önemli bir sorudur. Daha önceli soru ise daha geçenlerde büyük bir kısmı boş olan sabit diski hangi dosyaların doldurduğu. SpaceSniffer adlı ücretsiz bir program, oldukça farklı bir yöntemle size bu bilgiyi sunuyor.

Programı çalıştırdığınızda önce size hangi sabit diski taramak istediğinizi soracak. Dahili veya harici bir sabit diskinizi seçtikten sonra, sabit diskin içerisinde yer kaplayan ana klasörler ve ne kadar yer kapladıkları karşınızda belirmeye başlayacak. Her klasör büyük bir dikdörtgenin (sabit diskin kendisi) içerisinde farklı boylarda kutular şeklinde sunulacak. Böylece klasörün içersindekilerin ne kadar yer kapladığını sadece görüntü olarak bile ayırt edebileceksiniz.

Eğer bir klasörün alt klasörlerin incelemek isterseniz tek yapmanız gereken o klasörü ifade eden kutuya tıklamak. Bu esnada üst bölümde yer alan, yeşil bir yıldız ile ifade edilen "Free Space" yani boş alan simgesine tıklayarak, sabit diskinizde ne kadar boş alan kaldığını da görebilirsiniz.

Bu ücretsiz ve oldukça etkili programı buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

CHIP Online

16 Ağustos 2009 Pazar

Assassin Creed

Merhaba arkadaşlar,

İlk başta assassin creed'i grafikleri güzel göründüğü için oynamak istemiştim. Oyunu açtım başladım ve sarmaya başladı. Takıldım saatler oldu. Oyun gerçekten güzel fakat dikkat çeken bir şey var! Oyunda Türk Bayrakları Damascus ve bir ülke daha var bu ülkeler Türk bayraklarıyla donatılmış ve o bölgedeki askerler Türkçe konuşuyor. Evet hep aynı şeyleri tekrarlıyorlar ama yinede böyle güzel bir oyun için gayet değer diye düşünüyorum. Assassin Creed çok saçma bitiyor ancak 2. çıkıcak bakalım devamı olarak mı gelicek...

İyi Oyunlar Dilerim.

14 Ağustos 2009 Cuma

PhysX Yeni Versiyonu

Evet, Physx'in yeni versiyonu çıktı....
Peki ne gibi yenilikler geldi bu versiyonda?

  • Terminator Salvation ve Batman Arkham Asylum’da en iyi performans alınacak şekilde ayarlar yapıldı.
  • Ageia PhysX işlemcileri geliştirildi.
  • PhysX SDK 2.8.3 geliştirildi.
  • SDK 2.7.3, 2.7.2, 2.7.5, 2.8.0, 2.8.1 ve 2.8.3 sürümleri ve GeForce via CUDA 2,0 desteği getirildi.
  • PhysX ayarları yapmak için kontrol paneli geliştirildi.

Orjinal ingilizceden kendi çevirimdir.

Arkadaşlar bence EA Games işini biliyor... [Genelde onlar PhysX kullanıyor oyunlarında ]

İndirmek için aşağıdaki linke tıklamanız yeterli...
http://www.tcmagazine.com/tcdownloads/PhysX_9.09.0814_SystemSoftware.zip

Hürriyet Haber

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favoriler More

 
Blogger tarafından oluşturulmuştur.